Genel Bilgi

Odyolog; odyoloji alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun veya diğer lisans eğitimleri üzerine odyoloji yüksek lisansı veya doktorası yapan, sağlıklı bireylerde işitme ve denge kontrolleri ile işitme bozukluklarının önlenmesi için çalışmalar yapan ve ilgili uzman tabibin teşhis veya tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak işitme, denge bozukluklarını tespit eden, rehabilite eden ve bu amaçlarla kullanılan cihazları belirleyen sağlık meslek mensubudur.

Odyoloji biliminin tarihsel gelişiminin 1900’lü yılların başlarına dayandığı görülür. İkinci dünya savaşından sonra savaş yaralılarının büyük bir kısmını kafa travmaları, akustik travmalar ve yaralanmalar oluşturmuştur. Bu yaralanmalar sonucu çok sayıda işitme ve dil-konuşma sorunu olan hastanın tedavilerinde ve rehabilitasyonunda önemli sorunlar ortaya çıkmıştır. Savaş yıllarının sonunda 1945-1950 yılları arasında bu ihtiyaç yeni bir meslek grubunun doğmasına yol açmıştır. İlk olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde bu alana profesyonel meslek elemanlarını yetiştiren lisans düzeyinde okullar kurulmuştur. Odyolog ve konuşma patologu (Audiologist&Speech Pathologist) Kulak Buran Boğaz, Beyin Cerrahisi, Nöroloji, Psikiyatri, Geriatri, Pediatri gibi uzmanlık alanlarının oluşturduğu multidisipliner çalışmalarda, bağımsız meslek grubu olarak yer almıştır.

İşitme, denge, dil, ses ve konuşma sorunu yaşayan kişiler, bu sorunları nedeni ile gündelik yaşamlarında ciddi problemler yaşamakta, tanı ve tedavileri geciktiği için, ciddi iş gücü kaybı meydana gelmekte, bu durum ülkemiz ekonomisini olumsuz etkilemektedir. T.C. Sağlık Bakanlığı verileri, işitme kaybı ve denge bozukluğu ile ilgili şikayetlerin, hastanelerin Kulak Burun Boğaz bölümlerine en fazla başvuru nedeni olduğunu göstermektedir. T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve UNESCO verilerine göre ülkemizde dil ve konuşma bozuklukları oranı, özür grupları içerisinde en yüksek grubu oluşturmaktadır.

Aşağıda maddelediğimiz nedenlerden dolayı dünyada ve ülkemizde toplumların bugün ve gelecekteki ihtiyaçları odyoloji alanının gelişimini kaçınılmaz kılmaktadır

* Yeni doğan işitme taraması sonuçları, her yenidoğan 1000 bebekten 3-4 tanesinin işitme kayıplı olarak doğduğunu göstermektedir. Ülkemizde, yıllık doğum sayısının yaklaşık 1.300.00 olduğu düşünülürse, her yıl ciddi sayıda işitme kayıplı bebek aramıza katılmaktadır.

*Yapılan çeşitli çalışmalar, okul öncesi dönemde geçirilen ototoksik ilaç kullanımı, kabakulak, kızamık, menenjit, ensefalit, kafa travması vb nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan işitme kaybı insidansının, %1-1,5 olduğunu göstermektedir (Bazı araştırmalar, %5-10 arasında olduğunu göstermektedir). 

*Çalışan genç popülasyonda akustik travma riskinin artması, tinnitus ve işitme kaybını artıran en önemli neden arasında yer almaktadır. Bu grupta (25-40 yaşlar arasında) %5-7 oranında işitme kaybı görülmektedir.

*Gürültülü işyerlerinde çalışan işçilerde, Silahlı Kuvvetler ve Emniyet mensuplarında, akustik travmaya bağlı tinnitus ve işitme kaybı sıklıkla görülmektedir. Gürültü kontrolü ve bireysel koruyucular, doğru ve  etkili bir şekilde kullanılmadığı için kalifiye elemanların yetiştirilmesi için harcanan çaba ve masraflar boşa gitmektedir.

*İlerleyan yaşla birlikte işitme kaybı insidansında dramatik bir artış görülmektedir. İşitme kaybı insidansı 50-65 yaşları arasında %15-20 iken, bu oran 65 yaşın üzerinde % 30-40’a kadar çıkmaktadır. Yaşlı nüfusun her geçen gün artması, bu grupta işitme kaybının en önemli sorunlar arasında olmasına neden olmaktadır.

*İşitme kaybının tanısı sonrasında, uygulanacak tedavi ve rehabilitasyon yaklaşımının belirlenmesi gerekmektedir. Re/habilitasyon amacı ile kullanılan işitme cihazı, koklear implant, beyinsapı implantı, orta kulak implantı, vibrotaktil cihaz, FM cihazı ve yardımcı cihazlarının doğru olarak seçilmesi, hem hastanın elde edeceği verimin artmasına, hem de ülke ekonomisine katkıda bulunacaktır. Şu an itibarı ile işitmeye yardımcı aletler konusunda ülkemizde yaygın bir hizmet anlayışı sağlıklı olarak uygulanamamaktadır. Yurt dışından getirilen bu cihazların etkin ve verimli şekilde verilememesi ülke ekonomisi adına büyük bir kayıptır. Aynı zamanda bu işitmeye yardımcı aletlerin ülkemiz koşullarında üretilmesi mümkünken yeterli klinik verilerin toplanamaması ve klinik araştırmaların yapılamaması nedeniyle ülkemiz bu alanda dışa bağımlı olmaktadır. Mühendislik bilimlerinin çok geliştiği bu ortamda klinik bir bilim olan odyolojinin lisans anlamında mezunlar vermesi klinik ihtiyaçların karşılanmasına yol açacaktır.

*Erken tanı ve re/habilitasyon, aile ve ülke ekonomisi için tüketici konumunda olan işitme kayıplı bireylerin, üreten, ekonomiye katkıda bulunan bireyler haline gelmesini sağlayacaktır.

*Baş dönmesi şikayeti, Kulak Burun Boğaz kliniklerine başvuran hastaların öncelikli şikayetleri arasında yer almaktadır. Bu hastaların erken dönemde gündelik yaşamlarına dönmeleri, doğru tanı ve medikal tedaviyi destekleyen rehabilitasyon çalışmaları ile mümkün olmaktadır. Ayrıca yaşa bağlı olarak ortaya çıkan, düşme şikayetlerinin altında vestibuler sistemin zayıflaması yatmaktadır. Risk grubunda bulunan geriatrik hastaların vestibuler rehabilitasyon  programlarından çok yararlandıkları ve düşme riskinin ciddi olarak azaldığı bir çok çalışma ile tespit edilmiştir.

*İletişimin gerçekleşebilmesi ve devam ettirilebilmesi için konuşma yeteneğinin gelişmiş olması çok önemli bir gereksinimdir. Erken yaşta ortaya çıkan işitme kaybı sadece dil -konuşma yeteneğinin gelişimini değil öğrenme sürecini dahi olumsuz etkileyen önemli bir faktördür. Bu nedenle işitme kayıplı bireylere uygulanacak rehabilitatif/habilitatif süreçler erken dönemde planlanmalıdır.

Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü 2013 yılında kurulmuştur. Halen bünyesinde bir öğretim üyesi, bir öğretim görevlisi ve beş araştırma görevlisi ile faaliyetlerini devam ettirmektedir.